30 Temmuz 2010 Cuma

BİLİM KONGRESİ SONA ERDİ

Sevgili bilim insanları bilim kongremiz bu gün itibariyle son buldu. Kongremzde yeni ve çok önemli sonuçlar ortaya konuldu. Bunları zamanla ve yeri geldikçe sizlerle paylaşacağız. Bu süre boyunca sizlerle birlikte olamadık birlikten güç doğuramadık, bunu önümüzdeki günlerde paylaşacağımız makalelerle telafi etmeyi planlamaktayız.
Bizleri bu kongrede onur konuğu olarak değerlendiren başta dünya bilim örgütü ve diğer tüm bilim insanlarına teşekkürü bir borç saymaktayız

3 Temmuz 2010 Cumartesi

HOMEROS DİYOR Kİ: BÜYÜK İSKENDER YADA BİG ALEKSANDROS

Sevgili bilim insanları büyük İskender yada III. Aleksondros; Makedonyalı İskender olarak'ta bilinir.İskender,Pers İmparatorluğunu yıkarak Yunanistandan Hindistana kadar uzanan büyük bir İmparatorluk kurmuştur.Eski Yunan kültürünün Doğuya yayılmasına vesile olmuş ve efsanevi bir kahramana dönüşmüştür.
Bu efsanevi kahraman hakkında araştırmalar yapan ekibim ,Homeros'un onun hakkında yazdığı "Büyük İskender" adlı eserinin bir bölümünü Antik Yunancadan dilimize çevirmeyi büyük bir ustalıkla başarmıştır.Homeros'un kaleme aldığı bu eseri sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duymaktayım.

"İskender çocuk yaştadır. babası onu tahta hazırlamak amacıyla eğitim alması için dönemin ünlü filozflarını toplamış ve onlara bir eğitim programı hazrılatmıştır.
Bu eğitim programı içerisnde yer alacak bir kaç isim eğitimin parasız olması konusunda her ne kadar ısrarcı davranmış olsalar da gelecek nesiller kötü örnek olmamak amacıyla bu ısrarlarından daha sonra vazgeçmişlerdir.
Sokrates İskender'e eğitim vermek istememektedir. Bu sebeple iskendere eğitim vermemek direnmektedir.
Sokrates: bilgi satın alınamayacak kadar değerlidir. bizleri İskender'e eğitimci atamak özgür saatelerimizi denetim altına almak demektir.
İskender: yüce Sokrates siz günlerce gecelerce sokaklara düşüp insan aramıyır muydunuz?
Sokrates: evet
İskender: artık aramanıza gerek kalmadı, buyrun aradığınız insan benim, der.
Sokrates düşünür, eğer evet dersem hem eğitim vermek zorunda kalacağım hemde benliğimle çelişmek zorunda olacağım. yok eğer hayır dersem bu küçük çocuk yüzünden daha 20 yıl kadar sürem varken erkenden zehiri içmek zorunda kalacağım. şöyle karmaşık bir cümle sarfedeyim de hem canımı hemde prestijimi kurtarayım.

Sokrates: İnsanlık zamanının fedaisi olacak küçük efendi siz akıllı ve insanlığın yapısını çözmüş bulunarak vereceğim dersleri zaten öğrenmiş bulunuyorsunuz.

Aristo düşünür; vay seni sokrates ne şiş yansın ne kebap öyle mi nasılda sıyırdı kendini bu velede ders vermekten. İki övgü dolu söz kurtarır sandın seni değilmi. olmaz izin vermem buna, ben buradaysan sende buradasın. Şimdi görürsün gününü.

Aristo: yüce hocam siz ki bize eğitim veren kişisiniz, hem ben hemde Platon sizin verdiğiniz eğitimlerle bir çok şeyi öğrenmiş bulunuyoruz. siz olmadan bizim vereceğimiz eğitimler yetersiz ve eksik olacaktır.

Sokrates: lütfen Aristo problem yapmayınız. eksik oolduğunuzu düşündüğünüz noktalarda Platon'a sorunuz,ne de olsa o benim bütün fikirlerimi insanlara kendi fikirleriymiş gibi sunmasını gayet iyi başrmaktadır.

Platon söze girer.
Platon: Yüce Sokrates, dua etmeli bana. Eğer ben olmasaydım, savunmasını yazmasaydım kimse adını dahi bilmeyecekti. İyi ki bir idealar dünyasını kendime mal ettim, bunu da telif hakkına saysın.

İskender sinislenir, sinirle bağırır.
İskender:yeter birbirinizi yediniz, bana çabuk eğitim veriniz daha gidip persleri yıkıp Hindistan'ı keşfedeceğimi Hellenistik dönemi oluşturup tarihe imzamı atmalıyım alla allaaa.

İskender'in bu çıkışı üzerine kellenini koltukta olduğun anlayan filozoflar hemen kitap,defter,silgi kalem çıkarıp Aritmetik,Gramer,Doğa Bilimleri,Matematik, Biyoloji derslerine başlarlar."

Ekibim burayta kadar olan bu bölümü başarıyla çevirdikten sonra şu an bu eserin geri kalan bölümlerini benim üstün katkılarımla tamamlamaya çalışmaktadır.Çevirmeye başladığımız diğer bölümleri tamamladıkça sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

2 Temmuz 2010 Cuma

EYFEL KULESİ, BEN VE NASA


Sevgili bilim dostlarım dostiviski ve kübikasso eyfel kulesi hakkında vermiş olduğunuz bilgileri okuyunca çok mutlu oldum bu gerçekleri sadece ben araştırmamışım, şükürler olsun ki sizler gibi bilimde çığır açacak gelişmiş beyinler var ve sizin bu araştırmalarınıza ek olarak 6 yıl önce harward'ta bu konuyla ilgili yayınlanan makalemden belirli bölümleri sizlerle paylaşmak gereksinimini hissediyorum ki bu makale sonucunda hübitak (harword bilim merkezi) yılın araştırması ödülünü aldım. (şükürler olsun ki o yıllarda Aysun Kayacı oraya kabul edilmemişti yoksa onun yaptığı her güzide araştırma benim araştırmalarım önüne geçecek ve ödül üstüne ödül alacaktı)
merkezi floransa'da bulunan eyfel kulesinin jeologlarla ortak yaptığımız çalışmalar sonucunda yer altından gizli yollarla fransa'da bulunan pizza kulesine kadar uzanan bir alt yapısı vardır. thermomoleküler araştırmalar sonucunda nasa'nın uydu kayıtlarından aldığı görüntülerle bu bilgilerimizin doğruluğu ıspatlanmıştır. aynı zamanda yapılan bu araştırmalarda önemli bir bulgu ortaya çıkmıştır, eyfer kulesi yer kürenin meydana getireceği depremlerin büyüklüğü ve şiddetini azaltmaktadır( NASA bu olayın nasıl gerçekleştiği konusunda ayrıntılı araştırmalarını ve makalemi kendi resmi sitesinde yayınlamıştır ayrıntıları oradan okuyabilirsiniz) fakat ben birkaç önemli konu hakkında bilgi vereyim;
yer küre çekirdeğinin moleküler yapısının ay çekirdeği şeklinde olduğu yada japon çekirdeğine de benzediği görüntülerde mevcuttur. bu çekirdek her dünya döndüğünde boyut ve hacim değiştirmekte bu hacim değişiminde oluşan boşluğu eyfer kulesinin tepesinde yer alan çekirdek savarlar yok etmektedir. bu çekirdek savarlar mısır firavunu mikerinos tarafından hala sırrı çözülemeyen bir şekilde yerleştirilmiştir.
bu makaleyi altı yıl önce yazdığımda sırrı çözülememişti fakat değerli bilim insanı dostoviski 1 yıl önceki araştırmalarında bu sırrı çözmüştür inanıyorum ki bizlerle bu makalesini en kısa zamanda paylaşacaktır.

EYFEL KULESİ'NİN GİZLİ VE ŞOK GERÇEĞİ!


Ey DostoViski !..
Bir gerçeği daha gün yüzüne çıkardığın için senin o güzel kafatasından minnetle öperim... Benim de son zamanlarda üzerinde yoğun araştırmalar yaptığım Eyfel Kulesi'nin gerçekte bir piramit olduğu gerçeği tarih ve bilim dünyasında bomba gibi patlayacaktır!
Yalnız iki hususta eksik noktalar çarptı gözüme.Birincisi; Sezai Bey'in, piramidi "kırılan kalbim" olarak adlandırması-ki aslında çeviriyi biraz dikkatli yaparsak "kırılan kalbim" değil "yamulan kalbim" olarak adlandırdığını görürüz. Kaynaklarda geçen "yamıh calbium" kelimesinin türkçedeki tam karşılığının "yamuk kalbim" olduğunu belirttikten sonra ikinci olarak; piramidin aslında ilk zamanlarda gerçekten de normal bir piramit gibi inşa edildiğini izninle belirtmek ve ardından açıklamasını yapmak isterim.

Sultan Ahmet hipodromunda bulunan Roma Dikilitaşındaki yazıtlardan öğrendiğim bilgiye göre Sezai bey (Roma kaynaklarına bkz. "Sezar Bekus" diye geçer) bu piramiti gerçekten de gerçek bir piramit formunda inşa ettirmiştir, fakat 57 yıl sonra gerçekleşen devasa bir toprak kayması sonucu Floransa kenti göçük altında kalınca bu piramidin sadece sivri kısmı dışarıda kalmıştır. Kent yeniden kayan toprağın üzerine kurulunca, piramit sadece sivri kısmıyla günümüze kadar gelmiş ve "kule" olarak adlandırılmıştır.

O HALDE EYFEL PİRAMİT'İNİN GERÇEK YÜKSEKLİĞİ NE KADARDIR???

Derin araştırmalarım ve derin kazı çalışmalarımdan ve yoğun matematiksel işlemlerimden edindiğim "kesin bilgi"ye göre göçüğün oluşturduğu yükseklik tamı tamına 600 m. dir. Eyfel Piramidi'nin şimdiki yüksekliği ise 300 m. olduğuna göre gerçek yükseklik 900 m. dir. Üç kademeden oluşan piramidin her kademesi 300 m. olarak hesaplanmıştır.

EYFEL PİRAMİTİ'NİN ALTINDA KİMİN MUMYASI VAR???

Piramidin inşasından 30 yıl sonra Floransa'yı feth eden Mısır Firavunu Mikerinos, feth ettiği kenti kolaçan ederken bu piramidi görür ve hemen bu piramidin kime ait olduğunu sorar, piramidin hiç kimseye ait olmadığını, bir şairin aşık olduğu kadını ölümsüzleştirmek için inşa ettirip sonradan devlete vakfettiğini öğrenince hemen orada piramidi sahiplenir ve öldüğünde kendisini buraya gömmelerini emreder...Başveziri olan Kılıç Ali Paşa hayretler ederek sorar:

"Haşmetli firavunum, peki Gize'deki piramidinize kim yatacak?" Bir süre düşünen Mikerinos hin hin gülümseyerek cevabı yapıştırır:

"Tebdil-i mekanda ferahlık olduğuna inanıyorum, vefatımdan sonra tek bir alanda sıkışıp kalmak istemem, zaten Gize'deki en küçük piramit benimki, hep o dar mekanda kalacağımı düşündükçe içim daralıyordu" dedikten sonra, öldüğünde vücudunun iki eşit parçaya ayırılmasını, mumyalandıktan sonra da bir yarısının Gize'deki diğer yarısının da Floransa'daki piramide gömülmesini emreder...

İşte böyle...Günümüzde Floransa kentinin tüm elektirik hatlarının bağlı olduğu bir elektirik direği olarak işlevini sürdüren Eyfel Kulesi'nin gerçek hikayesi, gerçek adı ve gerçek işlevi burada açıklığa kavuşmuş oldu...Yeni bir bilimsel gerçekle karşınıza çıkacağım güne kadar şimdilik hoşçakalın, bilimle kalın...

30 Haziran 2010 Çarşamba

Canonium İmperium Salamon'un Gizli Sırları

Sevgili araştırmacı arkadaşlarım. Araştırmalarınızı okuyunca içimde tarihe ışık tutma coşkusu gelişti. Sizlerle paylaşmak istediğim ufak lakin tarih ve bilim için devasa gerçekler vardır.


Roma imparatoru Kanuni Sultan Süleyman, imparatorluk döneminin en naif insanıdır. Nitekim Kanuni, bütün imparatorluk tarafından benimsenmiş, hayırsever kişiliği sayesinde de, bütün Roma halkının sempatisini kazanmıştır.


Aynı dönemde Bedri Baykalın yetiştirdiği İspanyol asıllı Toy bir öğrenci vardı. Bakınız ne tesadüftür ki Bu Toy öğrencininde ismi Kanunidir. Lakin halk koca imparatorun çocukcağızı ülkeden sürmemesi için bu yetenekli öğrenciye Toy ismini vermişlerdir. Kanuni çok geçmeden bu çocuğun yalnızca Resim'de değil matematik ve astronomi dallarında da kabiliyeti olduğunu işitmiştir. Derhal emir çıkarıp çocuğu sarayda himayesi altına almıştır.


İmparator Kanuni çocuğa ismini ilk sorduğunda çocuğun ağzını bıçak açmamıştır. Fakat İmparator Kanuni o kadar merhametlidir ki, bütün sabrı ile çocuğu konuşturmaya başlamıştır.


Çocukla arasında geçen ufak diyalogu sizlerle paylaşmak isterim. Bütün bu yazdıklarım Roma Yazıtlarından kaynak olarak elde edilmiştir.


İmparator Kanuni-İsmin nedir evladım.

Çocuk- Efendim ismim Kanunidir, kellem emrinize amadedir.

İmparator Kanuni- Evladım kellen senin olsun ama ismini değiştirmemiz lazım yoksa sürekli birbirimizi karıştırırız. Hem artık senin yeni Matematik öğretmenin olarak buna hakkım vardır.

Çocuk- Efendim köyde bana Toy derler dilerseniz bana Kanuni toy diyebilirsiniz.

İmparator Kanuni- Olurmu öyle şey çocuğum. Ama müsade edersen Bundan sonra senin adın. Micheal Kanuni Tols-Toy olsun.


Bölelikle matematik dehası çocuğun ismi Micheal Kanuni Tols-Toy olmuştur.


Bir süre sonra İmparator Kanuni bu çocuğu kendi evladı gibi benimsemiş onu Romanın baş yazarı olarak ilan etmiştir. Kaynaklar ve araştırmalarımız diyor ki.. Micheal Kanuni Tols-Toy aynı donem İmparatorluktan bir kadına aşık olmuştur. Bu kadın için bıraktığı mesleği ressamlığa yeniden dönüş yapmak istemiştir. Kadının portesini çizmeye çalışmıştır fakat ne yaparsa yapsın kadına hoş bir gülümseme yerleştirememiştir. Eski hocası Bedri Baykal'dan yardım istemiştir. Bedri bey bu yardım karşısında şoka uğramıştır çünkü aynı kadına çok yakın arkadaşı Sezai beyde aşıktır. İkiside aynı temennide bulununca Bedri Baykal bu tabloyu iki katı iştahla bitirmiştir.


Fakat Sezai beyinde kendisi gibi Mona Rosa'ya aşık olduğunu duyan Micheal Kanuni Tols-toy yıkılmıştır. Aşkı için eşsiz bir anıt yaptırmak istiyordur. Ve en sonunda aşkının nişanesi olan Roma'da günümüzde dahi nasıl yapıldığı anlaşılmayan Eyfel Piramitini inşa etmiştir. İnşa ettiği piramitini "Kırılan Kalbim" olarak isimlendirdiği için, bilinçli olarak eğik yapmıştır. Çünkü, yine güçlü kaynaklarımıza göre Eyfel piramitinin eğikliğinden ötürü bir gün yıkılacaktır, işte o gün Mona Rosa'ya olan aşkım bitecektir demiştir.


Ne ilginçtir ki Eyfel Piramiti günümüzde bile yıkılmıyor, eğik durduğu için halk onu piramitlikten saymıyor ve kule demeyi tercih ediyorlar.

KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN MI CANONİUM İMPERİUM SALAMON MU???


Freud Çakmaktaş, sevgili bilimdaşım bu kusursuz araştırmalarınla beni yine dehşete düşürdün, gerçekten "şeytan detayda gizliymiş" dedirttin...Fakat benim Kanuniyle ilgili paylaşmadığım detaylar nedeniyle bir bilgi karmaşası oluştuğunu görünce tekrar klavyeyi elime aldım..
Roma kaynaklarında Kanuni Sultan Süleyman'ın ismine rastlamayışımızın nedeni o dönemde kendisine "Kanuni Sultan Süleyman" değil , "Canonium İmperium Salamon" denilmesidir-ki zaten kelimeleri tek tek ele alıp türkçeye çevirdiğimizde eksiksiz bir biçimde aynı ismin ortaya çıktığını görürüz...Bu bilgiyi sizin de bildiğinizin fakat açıklamayı bana bırakarak zarif bir jest
yaptığınızın farkındayım, sevgiler...

ROMA BÜYÜK MİLLET MECLİSİNİN ŞİFRELERİ

Sayın bilim insanı Kübik, değerlendirmeleriniz ekibinizin sizi yanlış yönlendirmesi sonucunda yanlışlıklar içermektedir.Roma Büyük Millet Meclisi gizli arşivlerine ulaşamadığınız için bu yanlış tespitlerde bulunmuş olmanız doğal bir sonuçtur. fakat her ne kadar RBMM kayıtlarını açıklamamak için büyük çaba sarf etse de, kurduğum ekip içindeki "gizli ajanlarım" gece baskınlarıyla bu kayıtlara ulaşabilmeyi başarmıştır. bu kayıtların imha edilmesi korkusuyla ekibim yanına bir Roma başsavcısını alarak incelemelerini yapmıştır. bu incelemeler sonucunda elde ettiğim son ve çok gizli bilgileri sayın kubik sizinle ve tüm bilim insanlarıyla paylaşmaktan büyük bir kıvanç duymaktayım.
YASA 1: Roma devleti bir cumhuriyettir, yöneticilerinin hepsi Dikdatör olmak için canla başla mücadele etmelidir, bu kanun değiştirilemez değiştirilmesi dahi önerilemez.
YASA 2: Roma devletinin birinci gücü ROMAGAKON denen askeri ve siyasi birliğidir, başa geçecek olan senatörlerin bu güçten icazet alması gerekmektedir. bu kanun değiştirilemez
YASA 3: Roma cumhuriyetinin kurucusu Başkomutan Büyük Dikdatör Gazi roma paşadır. herkes FLORANSA kentinde bulunan anıt mezarına tapmak zorundadır tapmayanlar ve onu sevmediğini bile belirtenler hakkında en ağır yaptırımlarda bulunulacaktır.

Evet sevgili bilim adamı yaptığınız araştırmanın bir bölümünün tamamen gerçekleri yansıttığını başkentin Floransa olduğunu belirtmenizden anlıyoruz. Fakat yaptığımız araştırmalarda hiç bir şekilde Kanuni Sultan Süleyman ismine rastlamadık. Bundan normalde iki sonuç ortaya çıkabilir. ya Kanuni ismi Roma kayıtlarından bilinçli olarak silinmiştir yada Romadaki patrici Pleb mücadelesi sonucunda ROMAGAKON'un isteği üzerine İdam edilmiştir.
fakat bunu yeterli görmediğimiz için araştırmalarımıza devam ettik ve bu konuda çok önemli bir noktaya geldik Kanuni adı Roma'nın yakın müttefiki Babil İmparatorluğunun yıllıklarında karşımıza çıktı. fakat bu konuda net bir açıklama yapabilmek için araştırmalarımıza devam ediyoruz.bilim insanlarını yanıltmamak için bu konudaki makalemiz yayınlanıncaya kadar beklemeniz gerekecektir.
Gelelim Bedri Baykal konusuna. bu konuda büyük bir utanç duymaktayım. araştırmalarınızda verdiğiniz bilgi tamamen doğrudur evet monaliza tablosubnu bedri baykal yapmıştır, araştırmalarınızda verdiğiniz bilgi tamamen doğrudur. Bilim insanlarını bu konuda yanlış bir kanıya saptırdığım için çok üzgünüm. ama bu hatamı affettirmek için yeni bir bilgiyi sizlerle paylaşmak istiyorum. bedri Baykal Romanın ikinci başkenti Bizantion'da yaşayan 70 Yıl boyunca senatör olarak kalan ve hiç bir zaman Baş senatör olamayan Deniz Baykam'ın yeğeni olduğu için ismini açıklamak istememiştir. her ne kadar Deniz Baykam ona NÜ resimler yaparak çok para kazanacağını belirtsede Bedri baykal bunu kabul etmemiş ve elma resimlerini büyük ustalıkla yaparak ilk insanların temsili dünyasını yansıtmaya çalışmıştır.buradan Bedri BaykaL'ıda saygıyla anıyorum sanata getirdiği yeniliklerin Mona liza tablosundan daha ilerde olduğunu belirtmeden de geçemeyeceğim.Bilim insanları şu an ekibimin elime yeni ulaştırmış olduğu bilgileri değerlendirmek için yoğun çalışma içerisine dönüyorum, tekrar görüşeceğiz.

28 Haziran 2010 Pazartesi

ah monaliza

monalizaya şöyle bir yorum yapmak istiyorum aslında otatlı bir canavardı ve pikasso onu çok seviyordu bu yüzdende o dehşet verici gülmesine ince çizgilerle tatlı bir gülümseme ekledi sanatkar sanatına ihanet etmeyendir zaten pikassoyu pikasso yapanda budur

MONA LİSA MI MONA ROZA MI???

Bu yazılanları okuyunca gelecek için gerçekten umutlandım ve heyecanlandım,;"nihayet gerçekleri bilimsel ve araştırmacı bir gözle değerlendirip cesaretle haykıran birileri çıktı" dedim. Ve ben de bugüne kadar hiçbir yerde yayınlamadığım, üzerinde titizlikle çalışıp keşfettiğim ve doğruluğundan asla şüphe edilemeyecek Monalisa tablosuyla ilgili gerçekleri burada açıklamaya karar verdim...
Mona Lisa'nın dönemin Floransalı bir iş adamının karısı olduğuna dair görüşlerin gittikçe itibar kazandığı bu günlerde Mona Lisa'nın aslında dönemin Roma hükümdarı olan Kanuni Sultan Süleyman'nın en gözde cariyesi olduğu ve aslında isminin Mona Lisa değil de Mona Roza olduğunu iddia edersem şaşırır mısınız??? (yazdıklarınızı referans alırsam hiç şaşırmayağınızdan eminim) Şimdi bu iddiamı tarihi-bilimsel kanıtlarla açıklayayım:

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak... diye başlayan dizeleri hatırladınız değil mi? bu dizelerin şairi kim di: Sezai Karakoç! Hangi dönemin ve hangi yörenin şairidir? 16. yy. ve Floransa yakınları...Peki 16. yy. da en görkenli dönemini yaşayan Roma imparatorluğunun merkezi neresiydi? FLORANSA!.. Sanırım taşlar yavaş yavaş yerine oturdu değil mi? Sarayın arka bahçesinde sabah gezintisi yapmakta olan bu nazenin cariyeyi gören ve Sarayın kadrolu şairi olan Sezai Bey deliler gibi tutulmuştur ve ona bu şiiri yazmıştır.Fakat hislerinin farkedilmesinden korktuğu için bu şiirini kimseyle paylaşmamış ve titizlikle saklamıştır...En yakın dostu olan Sarayın baş ressamı Bedri Baykam tesadüfen bu şiiri bulduğunda arkadaşı için çok üzülmüş ve onu teselli etmek amacıyla gizlice bu tabloyu yapmıştır fakat başkalarının bu sırrı anlamasından çekindiği için hem gerçeğinden biraz farklı olarak, hem de ismini Mona Lisa olarak değiştirdiği bu resmi arkadaşına hediye etmiştir...Şimdi gerçek Mona Rosa'nın gerçekte tam olarak nasıl olduğunu, resimde gerçeğinden farklı unsurların ne olduğu konusunda araştırmalar yapmaktayım, sizinde bu konuda bilgileriniz olduğundan şüphe duymayarak yardımlarınızı bekliyorum...Edindiğim bilgilere göre gerçek Mona Rosa'nın göz rengi farklıymış???? araştırıp görücez... şimdilik sevgiyle ve ilimle kalın...

MONALİZA'NIN ŞİFRELERİ

Sevgili araştırmacı arkadaşım Mısırda Bir Piramit "Üçgen" yazdıklarını heyecanla okudum. Ekibin sahiden başarılı bir çalışma çıkarmış. Böyle titiz bir çalışma altında ezilmemek imkansız. Fakat sevgili arkadaşım, ekibinin tespitlerinin doğru olması karşısında uğradığım şok bana bir gerçeğide hatırlattı. Diyorsun ki; Picasso!!! Sevgili arkadaşım Monalisa tablosunu yapan sence Picasso mudur? Ekibin bu konuda büyük bir hata yapmış olabilir mi?

Ben ve ekibimin yaptığı criminal araştırmalar Monalisa tablosunun kesinlikle picassoya ait olmadığını, aynı dönem yaşamış fakat pek ünlü olamamış Fransız Ressama aittir. Fakat dönemin ressamı eşcinsel olduğu için yaptığı bütün eserler piyasadan sürülmüştür.

Ekibinin tespit ettiği haşin gülümseme aslında bir eşcinsel erkeğin erk olduğunu yeni keşfettiğinde takındığı surat ifadesidir. Benim ekibim bunları tespit ederken arka fondaki bahsettiğin hava perspektif darbelerini görünce şoka uğramışlardır. Evet ilkkez kullanılan bir tekniktir. Fakat teknik kesinlikle picassoya ait değildir. dönemin unutulmuş ressamlarından -ki aslında kendisi matematik dehasıdır "Bedri Baykam"a aittir.

Çalışmalarını titizlikle inceliyorum. Lakin ekibimin elde ettiği bulgulardanda faydalanırsak eğer, sahiden ortaya gün yüzüne çıkarılmamış düşsel bir gerçeği göstereceğiz.

Sevgiler


DostoViski

MONA LİZA ERKEK ÇIKTI




Bilindiği üzere monaliza Picassonun antony pirgelin yüz hatlarını bir kadının yüz hatlarına benzetmesi üzerine aralarındaki bir iddianın sanata yansıması. Picasso Pirgelin yüz hatlarının sertliğinden kurtulmak için yaptığı tabloda bu yüze haşin bir

gülümseme eklemiştir. ama o haşin gülümsemenin oluşturacağı etkinin dahada belirginleşebilmesi için renk pigmentleriyle oluşturduğu gözlere yoğun bir sıcaklık eklemiştir. fakat picassonun unuttuğu önemli bir detay vardır. her ne kadar kadınlardada uzun bir süre alınmadığı zaman bıyıklar ortaya çıksada bu bıyıklar eğerki ciddi bir problem yoksa erkeklerinki gibi pala bıyıklar şeklinde ortaya çıkamaz fakat bu eserde gördüğümüz üzere bıyıklar yağız bir erkeğin pala bıyıklarıdır. bu ayrıntıyı yüz yıllardır çözemeyen sanat tarihçilerin aksine ben ve ekibim büyüteçler kullanarak kolay bir şekilde çözümledik.

bu baş yapıt için yaptığımız gözlemlerden biride monalizanın üzerine giymiş olduğu sıradışı elbisesidir. yoğun carbon 14 tekniğini kullanılarak ekibimin yaptığı araştırmalar beni hayli şaşırttı. bu elbise michalengelonun monte düşesi için yapmış olduğu karanlık gün portresindeki kıyafettir, başı silip kıyafet üzerine kont monalizanın yüz hatlarını yerleştirmiştir. picasso hava perspektifini bu eserde keşfetmiş ve pirgelin yüzünün belirginliğini manzarada toplamıştır. ekibimizin bu konu ile ilgili araştırmaları devam etmektedir. Ayrıntılar bana ulaştıkça sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

BİLİM KONGRESİ SONA ERDİ

Sevgili bilim insanları bilim kongremiz bu gün itibariyle son buldu. Kongremzde yeni ve çok önemli sonuçlar ortaya konuldu. Bunları zamanla ...