
Ey DostoViski !..
Bir gerçeği daha gün yüzüne çıkardığın için senin o güzel kafatasından minnetle öperim... Benim de son zamanlarda üzerinde yoğun araştırmalar yaptığım Eyfel Kulesi'nin gerçekte bir piramit olduğu gerçeği tarih ve bilim dünyasında bomba gibi patlayacaktır!
Yalnız iki hususta eksik noktalar çarptı gözüme.Birincisi; Sezai Bey'in, piramidi "kırılan kalbim" olarak adlandırması-ki aslında çeviriyi biraz dikkatli yaparsak "kırılan kalbim" değil "yamulan kalbim" olarak adlandırdığını görürüz. Kaynaklarda geçen "yamıh calbium" kelimesinin türkçedeki tam karşılığının "yamuk kalbim" olduğunu belirttikten sonra ikinci olarak; piramidin aslında ilk zamanlarda gerçekten de normal bir piramit gibi inşa edildiğini izninle belirtmek ve ardından açıklamasını yapmak isterim.
Sultan Ahmet hipodromunda bulunan Roma Dikilitaşındaki yazıtlardan öğrendiğim bilgiye göre Sezai bey (Roma kaynaklarına bkz. "Sezar Bekus" diye geçer) bu piramiti gerçekten de gerçek bir piramit formunda inşa ettirmiştir, fakat 57 yıl sonra gerçekleşen devasa bir toprak kayması sonucu Floransa kenti göçük altında kalınca bu piramidin sadece sivri kısmı dışarıda kalmıştır. Kent yeniden kayan toprağın üzerine kurulunca, piramit sadece sivri kısmıyla günümüze kadar gelmiş ve "kule" olarak adlandırılmıştır.
O HALDE EYFEL PİRAMİT'İNİN GERÇEK YÜKSEKLİĞİ NE KADARDIR???
Derin araştırmalarım ve derin kazı çalışmalarımdan ve yoğun matematiksel işlemlerimden edindiğim "kesin bilgi"ye göre göçüğün oluşturduğu yükseklik tamı tamına 600 m. dir. Eyfel Piramidi'nin şimdiki yüksekliği ise 300 m. olduğuna göre gerçek yükseklik 900 m. dir. Üç kademeden oluşan piramidin her kademesi 300 m. olarak hesaplanmıştır.
EYFEL PİRAMİTİ'NİN ALTINDA KİMİN MUMYASI VAR???
Piramidin inşasından 30 yıl sonra Floransa'yı feth eden Mısır Firavunu Mikerinos, feth ettiği kenti kolaçan ederken bu piramidi görür ve hemen bu piramidin kime ait olduğunu sorar, piramidin hiç kimseye ait olmadığını, bir şairin aşık olduğu kadını ölümsüzleştirmek için inşa ettirip sonradan devlete vakfettiğini öğrenince hemen orada piramidi sahiplenir ve öldüğünde kendisini buraya gömmelerini emreder...Başveziri olan Kılıç Ali Paşa hayretler ederek sorar:
"Haşmetli firavunum, peki Gize'deki piramidinize kim yatacak?" Bir süre düşünen Mikerinos hin hin gülümseyerek cevabı yapıştırır:
"Tebdil-i mekanda ferahlık olduğuna inanıyorum, vefatımdan sonra tek bir alanda sıkışıp kalmak istemem, zaten Gize'deki en küçük piramit benimki, hep o dar mekanda kalacağımı düşündükçe içim daralıyordu" dedikten sonra, öldüğünde vücudunun iki eşit parçaya ayırılmasını, mumyalandıktan sonra da bir yarısının Gize'deki diğer yarısının da Floransa'daki piramide gömülmesini emreder...
İşte böyle...Günümüzde Floransa kentinin tüm elektirik hatlarının bağlı olduğu bir elektirik direği olarak işlevini sürdüren Eyfel Kulesi'nin gerçek hikayesi, gerçek adı ve gerçek işlevi burada açıklığa kavuşmuş oldu...Yeni bir bilimsel gerçekle karşınıza çıkacağım güne kadar şimdilik hoşçakalın, bilimle kalın...
Bir gerçeği daha gün yüzüne çıkardığın için senin o güzel kafatasından minnetle öperim... Benim de son zamanlarda üzerinde yoğun araştırmalar yaptığım Eyfel Kulesi'nin gerçekte bir piramit olduğu gerçeği tarih ve bilim dünyasında bomba gibi patlayacaktır!
Yalnız iki hususta eksik noktalar çarptı gözüme.Birincisi; Sezai Bey'in, piramidi "kırılan kalbim" olarak adlandırması-ki aslında çeviriyi biraz dikkatli yaparsak "kırılan kalbim" değil "yamulan kalbim" olarak adlandırdığını görürüz. Kaynaklarda geçen "yamıh calbium" kelimesinin türkçedeki tam karşılığının "yamuk kalbim" olduğunu belirttikten sonra ikinci olarak; piramidin aslında ilk zamanlarda gerçekten de normal bir piramit gibi inşa edildiğini izninle belirtmek ve ardından açıklamasını yapmak isterim.
Sultan Ahmet hipodromunda bulunan Roma Dikilitaşındaki yazıtlardan öğrendiğim bilgiye göre Sezai bey (Roma kaynaklarına bkz. "Sezar Bekus" diye geçer) bu piramiti gerçekten de gerçek bir piramit formunda inşa ettirmiştir, fakat 57 yıl sonra gerçekleşen devasa bir toprak kayması sonucu Floransa kenti göçük altında kalınca bu piramidin sadece sivri kısmı dışarıda kalmıştır. Kent yeniden kayan toprağın üzerine kurulunca, piramit sadece sivri kısmıyla günümüze kadar gelmiş ve "kule" olarak adlandırılmıştır.
O HALDE EYFEL PİRAMİT'İNİN GERÇEK YÜKSEKLİĞİ NE KADARDIR???
Derin araştırmalarım ve derin kazı çalışmalarımdan ve yoğun matematiksel işlemlerimden edindiğim "kesin bilgi"ye göre göçüğün oluşturduğu yükseklik tamı tamına 600 m. dir. Eyfel Piramidi'nin şimdiki yüksekliği ise 300 m. olduğuna göre gerçek yükseklik 900 m. dir. Üç kademeden oluşan piramidin her kademesi 300 m. olarak hesaplanmıştır.
EYFEL PİRAMİTİ'NİN ALTINDA KİMİN MUMYASI VAR???
Piramidin inşasından 30 yıl sonra Floransa'yı feth eden Mısır Firavunu Mikerinos, feth ettiği kenti kolaçan ederken bu piramidi görür ve hemen bu piramidin kime ait olduğunu sorar, piramidin hiç kimseye ait olmadığını, bir şairin aşık olduğu kadını ölümsüzleştirmek için inşa ettirip sonradan devlete vakfettiğini öğrenince hemen orada piramidi sahiplenir ve öldüğünde kendisini buraya gömmelerini emreder...Başveziri olan Kılıç Ali Paşa hayretler ederek sorar:
"Haşmetli firavunum, peki Gize'deki piramidinize kim yatacak?" Bir süre düşünen Mikerinos hin hin gülümseyerek cevabı yapıştırır:
"Tebdil-i mekanda ferahlık olduğuna inanıyorum, vefatımdan sonra tek bir alanda sıkışıp kalmak istemem, zaten Gize'deki en küçük piramit benimki, hep o dar mekanda kalacağımı düşündükçe içim daralıyordu" dedikten sonra, öldüğünde vücudunun iki eşit parçaya ayırılmasını, mumyalandıktan sonra da bir yarısının Gize'deki diğer yarısının da Floransa'daki piramide gömülmesini emreder...
İşte böyle...Günümüzde Floransa kentinin tüm elektirik hatlarının bağlı olduğu bir elektirik direği olarak işlevini sürdüren Eyfel Kulesi'nin gerçek hikayesi, gerçek adı ve gerçek işlevi burada açıklığa kavuşmuş oldu...Yeni bir bilimsel gerçekle karşınıza çıkacağım güne kadar şimdilik hoşçakalın, bilimle kalın...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder